Hiçbir şey sebepsiz, anlamsız, boş yere meydana gelmez. Doğumunuzun, hayatta olmanızın da bir amacı vardır. Bu amacı şu anda hatırlayamayabilirsiniz, ağır zihin örtüsü altında bu neredeyse imkansızdır. Ama bazı şeyleri sezebilirsiniz, o bir şeyi yaptığınızda kendinizi iyi ve iç huzuruyla kaplanmış hissetmektir, o yapmaktan en keyif aldığınız şeydir, o kaçınsanız da sizi bulan plandır. O asla aklınıza gelmeyecek, mucizevi şekilde olan ama sonunda iyi ki olmuş dediğiniz şeydir. Yaşam planları vardır ve kaçınılmazdır, aslında onlar da sizin hür iradenizle vermiş olduğunuz seçim ve kararların sonucudur.
İlk adım şunu anlamaktır: Siz daima var olacaksınız. Fiziksel olarak değil. Ama var olmamanız olanaksızdır. Siz ‘’olan’’sınız. O yüzden soru neden geldim değil nasıl ilerleyeceğim olmalı; bilinçli mi bilinçsiz mi, farkındalıkla mı otomatik mi, deneyimlerimin nedeni olarak mı, sonucu olarak mı. Yaşamınızın çoğu deneyimlerinizin sonuçlarını yaşamakla geçti. Şimdi nedenlerini oluşturmayı deneyin, bu, bilinçli yaşamaktır, farkındalıkla yol almaktır…
İkinci adım devirselliği anlamaktır. Her şey devirsel harekete sahiptir. Hayatın doğal bir ritmi vardır ve her şey bu ritimle hareket eder, her şey bu akışa uyar. Her şeyin bir mevsimi vardır. Amacın bir zamanı vardır. Zamanı gelince amaç belirir. İşaretler ortaya çıkar. Farkındalığınız yükseldikçe yaşam amacınızı bulmanız kolaylaşır.
Üçüncü adım ölümün plana dahil olduğunu anlamaktır. Her insanın ölümü daima bu planın farkında olan tüm insanların planına hizmet eder. Bu nedenle bu ölümün farkında olurlar. Bu yüzden hiçbir ölüm ve hiçbir hayat ‘’ziyan olmuş’’ değil, hiç kimse ‘’beyhude’’ yere anlamsızca ölmüş, hiçbir ölüm ziyan oluş değildir. Her ölüm gidenlere de kalanlara da bir mesaj getirir. Bu mesajı aramak, bulmak, işitmek, duymak ve yararlanmak sizin sorumluluğunuzdur…
Dördüncü adım aslında tek bir plan olduğunu bilmektir. Hayat, tekliğin, kendisini, bireyselliğin deneyimi aracılığıyla bilmesidir. Aslında tek bir plan vardır ama bu plan her birimizde birbirinden farklı ama birbiriyle bağlantılı deneyimlerle gerçekleşir. Tüm ruhlar her an birbiriyle bağlantılı ve birlikte yaratır, sürekli bir ağ örülür. Bu eşsiz güzellikte bir halının örülüşü gibidir, her yivin kendi yolu vardır ama bu yol diğerlerinden bağımsız değildir.
Beşinci ve son adım bir ve bütün olduğumuzu algılamaktır. Bir ağaç tomruğuyla parmak iziniz arasındaki benzerliği fark ettiniz mi? Hepimiz aynı enerjinin değişik yoğunluklardaki halleriyiz. Hepimiz Bir’iz. Bazen biz olanı unuttuğunuzda kendinizi yalnız hissedersiniz. O zaman kaynak olun ve farkındalığınızı başkalarına yönlendirin, hayatlarında sevgi kaynağı olun, onlara verdiğiniz şeyi kendinize verdiğinizi hatırlayın. Yüksek birlik bilincine yaklaşmak hayat amacına yaklaşmaktır.
Evinizdeki hava gibi, yaşam enerjisi farklı objeleri kuşatırken farklı karakteristik özellikler taşır. Enerji, bu objeleri oluşturmak için farklı şekillerde yoğunlaşır. Enerji parçacıkları fiziksel maddeyi oluşturabilmek için birleşirler ve çok yoğunlaşırlar. Birbirlerine yapışırlar. Ve farklı objelermiş gibi görünmeye hatta hissedilmeye başlarlar. Diğer enerjilerden ayrı ve farklı bir görünüm oluştururlar. Oysa her şey farklı davranan aynı enerjiden oluşur. Bu farklı davranış Tek’i Çok olarak görünür hale getirir. Bu ve şu olma yeteneğini geliştirmeden, bütün kendi bütünlüğünü deneyimleyemez. İşte her varlığı oluşturan ‘enerji yumağı’ nın her birine siz ruh diyorsunuz. Her varlığın enerji yumağı ayrı ayrı olduğu izlenimini veriyor. İşte yüce ikilem budur.
Sadece Tek olan biz varız
Ve biz Çok sayıdayız…